Affedersiniz nasıl iletişebiliriz?

İletişim; çok bilinmeyenli bir denklem sahasında yerinizi almanız gibidir, karşınızdaki eşitlik
için doğru değeri aldığınızda birbirinize eş olabilirsiniz. İyi de doğru değeri nereden bileceğiz?
Doğru değere kilitlenmeyi bırakarak ve koşulsuz yalnızca dinleyerek..
İletişimde en klasik hatamız, söylemek istediklerimiz dışında her şeyi kolaylıkla
söyleyebilmemiz ya da söylenen her sözü kendi ihtiyacımıza göre yorumlayarak dinliyor olmamız, en
kötüsü ise iletişim sahasında dinliyor gibi gözükerek, az sonra söyleyecek olduklarımızı
kurgulamamızdır.
Deneyimlerimiz, ihtiyaçlarımız, acil önceliklerimiz hepsi bir araya gelirler ve saatlerce süren
bir karşılıklı iletişim sahasını mayın tarlasına çevirebilirler. İletişim sahasında yerini almak isteyen her
kişi bunlardan birini mutlaka deneyimlemiştir.
En son ne zaman yalnızca bulunduğunuz alan içerisinde kalarak karşınızda konuşmakta olan
kişiyi dinleyebildiniz? Tüm kalbiniz faslını daha hiç karıştırmıyorum, yalnızca ne zaman dinlediniz?
Birden ofiste masa telefonunuzun çaldığı bir sahneyi canlandıralım bir süreliğine;
Ofisteki en yakın arkadaşınız sizi arıyor ve o akşam iş çıkışınızda bir işiniz olup olmadığını soruyor,
nefes bile almadan bir çırpıda konuşmaya ihtiyacı olduğunu belirtiyor, kibar ve düşünceli olmak,
duyarlı davranmak istiyorsunuz, önceliklerinizi hızlıca gözden geçiriyor ve olur cevabını veriyorsunuz.

Not: Lütfen!!!

– Birkaç saat sonra o iletişim sahasına gireceksiniz, şimdi yalnızca işinize odaklanır mısınız, yoksa
fazla mesaiye kalmak zorunda kalır, arkadaşınıza verdiğiniz sözü tutamaz ve sizi şimdiden
meraklandıran konuşma isteği nedenini öğrenemezsiniz. Şimdi olmanız gereken yerde olmalı,
henüz zamanı gelmemiş bir durumu öne çekerek, mevcut iletişim sahanızı da mayın tarlasına
çevirmemelisiniz.
Gerçekten doğruyu söyleyin, hala birçoğunuzun aklı oraya gidiyor değil mi?
Neyse evet mesai bitmiş olsun ve birlikte çıkıp yavaş yavaş rahatça sohbet edip, kahve içebileceğiniz
bir yere varmış olun.
Oturdunuz ve kahveler gelmeden önce gerçekten arkadaşınızı dinliyor musunuz? kendinizi bu yönlü
incelemenizi istiyorum, aklınızda az sonra neler konuşacağınıza dair tahminler, olasılıklar çalışmaya
başladı mı?, haftalar öncesine ait tüm ortak yaşanmışlıklarınızı, sohbetlerinizi, yazışmalarınızı gözden
geçiriyor musunuz?

Not: Dikkat!!!!

– Size bir şey söylüyor, teşekkür etmelisiniz bence, saçlarınızın bu kesiminin size çok yakıştığını
söyledi az önce, onu kaçırdınız farkında mısınız? Hı hı diyerek geçirdiğiniz o cümle size harika bir
iltifattı…
Gerçekten doğruyu söyleyin, birçoğunuz bunu duymadı bile öyle değil mi?

Şaşırmıyorum, o sabah iş yerinin önündeki ağaçta bahar ile cilveleşen serçelerin sesini de
duymamıştınız zaten, neyse umutsuzluğa kapılmıyor, devam ediyorum…
Bir fark edebilsek, kendisini bize duyurmaya çalışan onca şeyin içinden nasılda bir taş gibi geçip
gittiğimizi ya da onları taş gibi görmezden geldiğimizi…
Üzülüyorum, şaka! şaka!!
Yalnızca devam ediyorum.
Ve evet kahveleriniz geldi. Garson, “ımmm mis kokulu türk kahveleriniz buyurun efendim” diyerek,
günün tüm yorgunluğuna rağmen masanıza kibarca kahvelerinizi bırakıyor.

Not: Hey ordakiler!!!!

– Garson diyorum, size söylüyor, kibarca hizmetini yerine getirirken sizinle iletişim kurmaya çalıştı,
akşamın bu saatinde hala işini aşkla yapan o adamın bu güzel ikramını kaçırmış olamazsınız…
Gerçekten doğru söyleyin büyük çoğunluğunuz kendi derdinize gömüldünüz, garsonun ellerinden
sunulan bu kahvenin ve yanında esirgenmeyen gülüşü dikkatinizden kaçırdınız değil mi?
Az önce onları taş gibi görmezden geldiğimizi sanırım söylemiştim.
Artık sohbetiniz olağan frekansına giriyor çok şükür, birlikte oturmaktan ve sohbet ediyor olmaktan
dolayı mutlu olduğunuzu, dışarıdan görebiliyorum.

Not: Harika!!

Çaylarınızı getiren garsona kibarca teşekkür ettiniz bu defa, galiba durum düşündüğümüz kadar vahim
değil.
Arkadaşınız anlatmaya başlıyor, konu derinleşiyor. O anda, gözünüz telefonun saatine takılıyor,
aklınıza bakıcının evden çıkacağı saat, eşinizin eve geleceği, çocuğun yemeği gibi birçok düşünce
sıralanıyor, nereden mi biliyorum, bulutumu okuyorum.

Not: Hah!!!!

– İşte en önemli detayı anlattığı yer, hafta sonu nerede ve kaçta olacağınıza ilişkin detayı o arada
dökülüyor arkadaşınızın ağzından bir öneri olarak..

Not: Sana soruyor, suratımda yazmıyor!!!

– Diyor ki “hafta sonu küçük bir seyahat yapsak mı ne dersin, çocukları alalım, Büyük Ada’ya
gidelim” Sana bir soru sordu, oysa sen orda değilsin!!!

…………………………………………………………………………………………………………………

Eğlenceli bir dille, çok basit bir diyalog kesitinden, birkaç sahne. Gözlerimiz önünde canlanan her
zamanki hallerimiz.
Eğer sizinde bedeninizde küçük kesikler ya da morluklar oluşuyor ve siz onları olay anında değil
de daha sonrasında fark ediyorsanız, kendinize o an nerede olduğunuzu sormanızı istiyorum.
İletişim yalnızca iki insan arasında gerçekleşmez bazen de böyle kazalara sebep olan objelerle de
iletişim kurabiliriz.
İletişimin hangi alanında, ne ya da kimle olursanız olun, bütünüyle farkında mısınız ve yalnızca
orada mısınız?
Bu kadar mı diyerek, yazının tamamı içerisinde olağanüstü bir detay umuyor olabilirsiniz, ne sihirli bir
değnek, ne de bir mucize.
Bunlar yok!
İlla istiyorsanız, bunu fark etmek sihrin başladığı yerdir diye kabul edelim, şimdi denemek için küçük
başlangıçlar yapabilirsiniz.
Hepimiz için en önemli adımlar, küçük olanlardır.
Küçük başarılar, hedeflerinize tutunmanızı sağlar, motive olursunuz, heyecanlanırsınız. Ardından daha
büyükleri gelir.
Geliyorlar biliyorum, nereden mi? Kendi bulutumu okuyorum.