ah o zaman

Ah  o zaman…

Takvimlere bakılırsa bugün günlerden pazartesi ve tarihler  yedi mayıs  iki bin onsekiz’i gösteriyor..  Hepimizi içine alan zaman, yıllara, haftalara, günlere hatta daha ileri giderek saat ve dakikalara bölüp ayırdığımız akış.

Geniş bir bakış açısı ile konuyu biraz incelemeye ihtiyacımız var.

Her şeye yetecek ve yetişebilecek kadar zamanımız var, edişelenmeyin lütfen.

Şimdi başlayalım.

Zaman denen, yapay üçlü düzlem, yani geçmiş – şimdi – gelecek,  insan eli ile üretilmiş, yönetilebilir bir nesne.

Zamanın bir yerinde, bir grup insan gelmiş dünyaya, haydi ayı izleyelim, bölelim, gruplayalım demişler ay takvimini icad etmişler, sonra bir grup insan daha gelmiş, güneşi izleyelim, bölelim, gruplayalım demişler ve güneş takvimini icad etmişler. Ne de güzel bir hizmette bulunmuşlar. Bütün dünyaya hizmet eden hayranlık verici bir çalışma, düşünsenize, bir çalışma yapıyorsunuz ve hiçbir reklam ya da pazarlama faaliyetine ihtiyaç duymadan, her şeyi içine aldığınız, bitkiden hayvana ve hayvandan insana, ne varsa içine alıp, entegre ediyorsunuz. Çok muhteşem…

Bu kadar harika olan bir şeyi neden gereği gibi kullanamadığımızı ya da yukarıda söz ettiğimiz gibi onu yönetemediğimizi hiç düşündünüz mü?

Okul öncesi hayatımızda yatma saatlerimiz, oyun saatlerimiz ile başlayarak, en son iş hayatımızda kocaman puntolarla “Zaman Yönetimi” adlı eğitimlerimize kadar pek çok kez karşımıza çıkan, büyük çoğunluğumuzun sol kolunda taşıdığı tik takları ile hayatımızda  var olan ZAMAN!!

Neden onu yönetemiyoruz, hep bir şeylere geç kalıyoruz, “zamanlama hatası” diye bir deyim var günlük konuşma jargonumuzda.

Evet inkar edemeyeceğimiz bir gerçek var ki, bu dünyada bir miktar süre güneşi görüyoruz, bir miktar süre ay ve yıldızları… Ve bu böyle sürüp gidiyor. İşimizi kolaylaştıran, saatler, günler vb. Oysa biz onlar arasında kayıp durumdayız.

Her defasında, yetiştirememekten, zamanında bitirememekten şikâyet eder buluyoruz kendimizi.

Düşünüyorum şimdi, hım “Zamanı yönetebilmek ve onu etkin/verimli kullanmak için neye ihtiyacım var?”

Bu soruyu kime soruyorum ve soru içerisindeki konu nedir?

Bu soruyu kendime soruyorum. Soru içerisindeki konu, zamanı yönetebilmek için ihtiyacımın ne olduğunu tespite çalışmak.

O zaman biraz daha düşünüyorum, sorularımla aklımı çalıştırmaya çabalıyorum,  “Bir şeyi yönetebilmek için neye ihtiyacım var?”

Ah işte BOMBA soru geldi, yönetebilmek için neye ihtiyacım var ha! Birkaç madde ile sıralamalıyız belki de.

Cevap veriyorum,

  • Akıl
  • Sistem
  • Yönetilecek alan/konu vb üzerinde donanımlı bilgi
  • Duygu, istek, arzu, motivasyon,
  • Uygulamaya dönük yüksek çaba,

Biraz daha düşünerek, sorularımla aklımı zorlamaya devam ediyorum. “ Bunlar bende mevcut mu?”

Cevap veriyorum, Evet.

Peki sorularımla devam ediyorum, “ Bir şeyi yönetebilmek için kendini çok iyi tanıman gerektiği düşüncesine katılıyor musun?”

Cevap veriyorum, Evet.

Peki o halde son soru, “ Zamanı etkin ve verimli kullanarak onu yönetebilmek için, kendimi ne kadar tanıyorum, önceliklerimin ne olduğunu, kişilik yapımı, güçlü ve zayıf yönlerimi, bireysel motivasyonumun nereden beslendiğini, biliyor muyum?”

Şimdi hep birlikte..

Lütfen düşünelim, cevap vermek için acele etmeyelim… Hepsine cevap vermemize yetecek kadar zamanımız var.

Hep oldu! Bizim kaçırmış olmamız onun varlığını şüpheye düşürmez.

Her konuda kendimizi iyi analiz etmek, yukarıda maddelendirerek saydığımız, ihtiyacımız olan unsurları, bilinçli bir şekilde kullanma ehliyetine sahip olmamızı sağlar.

Ah o zaman!

O halde yeniden, hepimize sormak istiyorum.

 “Zamanı bilinçli / farkında bir şekilde yönetebilecek kadar, kendimizi tanıyor muyuz?”